Ruminantlarda probiyotik olarak maya kullanımı

Ruminantlarda probiotik olarak maya kullanımı : Beslenmeye göre işkembe pH değeri, florası ve lif sindirimi üzerinde etki mekanizmaları ve sonuçları

Frédérique Chaucheyras-Durand, Eric Chevaux, Cécile Martin, Evelyne Forano

Aşağıda Türkçe alıntılar verilen yazının tam haline aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir.

http://dx.doi.org/10.5772/50192

Ruminantlarda Fermentasyonun Önemi

Lifli yem kaynaklarının ruminantlarla değerlendirilmesi, daha klasik bir enzimatik fazdan önce yoğun bir ön ruminal fermantasyon aşaması içeren benzersiz sindirim sistemi sayesinde mümkündür. Retikülo-rümen, rumen ortamının biyokimyasal ve mikrobiyal özelliklerinden etkilenen, liflerin  parçalanmasından sorumlu, oldukça spesifik bir anaerobik mikrobiyal topluluğa ev sahipliği yapar. Gerçekten de, entansif hayvan yetiştiriciliği, yüksek hayvan performansını sürdürmek için gereken mayalanabilir karbonhidratları aşırı miktarda rasyona ilave ettiğinden dolayı mikrobiyal dengeyi bozabilir. Sonuç olarak hayvan sağlığını etkilemesi muhtemel olan metabolik bozukluklara dönüşebilir. Mayaların etki mekanizmalarını daha iyi anladığımızda ruminantların beslenmesini optimize etmek ve çeşitli beslenme kaynaklı sağlık sorunlarından korumak mümkün hale gelmektedir. Mayaların, rumen fermantasyonu, yemleme davranışı ve yem verimi üzerindeki olumlu etkilerini ve ayrıca bu etkileri uygun şekilde değerlendirmek için çeşitli imkanlarımız olduğunu bilmekteyiz.

Asidoz ve Yaygınlığı

Yoğun mikrobiyal aktiviteye bağlı olarak, retikülo-rümen içindeki yem maddelerinin fermantasyonu çok çeşitli organik asitler üretir. Bu asitlerin bazıları, rumen tamponlama sistemlerinin etkilerini telafi edememesi durumunda birikebilir ve ruminal pH’yi azaltabilir. Uzun süre boyunca düşük seyreden rumen pH değeri, yem alımını, mikrobiyal metabolizmayı ve besin bozulmasını olumsuz yönde etkileyebilir ve asidoz, iltihaplanma, laminitis, ishal ve süt yağında düşüşe yol açar. Yüksek verimli süt inekleri ve besi sığırlarının kolayca fermente olabilen nişasta ve şeker bakımından zengin yemlerle bolca yemlenmesi, asidoza özellikle yol açar. Keçiler, koyunlar ve diğer ruminantlar da hastalığa yatkındır. Hafif seyreden rumen asidozunun (SARA) bir sürüdeki süt sığırlarının% 10 ila% 40’ını etkilediği, büyük finansal kayıplara yol açtığı ve hayvan refahını tehdit ettiği bilinmektedir. Bu nedenle, rumen pH regülasyonu, optimum rumen fonksiyonunun korunmasında anahtar bir belirleyicidir.

Asidoz sırasında işkembe içinde meydana gelen mikrobiyal disbiosis, hayvan sağlığını etkileyebilecek potansiyel zararlı moleküllerin salınımını tetikleyebilir. Gerçekten de, düşük pH altında Gram negatif bakterilerin ölümü ve erimesinin artması nedeniyle, rumen sıvısında serbest lipopolisakarit (LPS) konsantrasyonu artar ve bu endotoksin rumen mukozasının her yerine yayılır. Endotoksin salınımı, periferik kandaki akut faz protein konsantrasyonlarında bir artış ile iltihaplı bir yanıt tetikleyebilir. Endotoksinin, laminit, abomasal yer değiştirme, yağlı karaciğer veya ani ölüm sendromu gibi metabolik bozukluklarda yer aldığı ileri sürülmektedir.

Lifli Kaba Yemden Ruminantlar Nasıl Yararlanır?

Ruminantlar sahip oldukları mikroorganizmalar sayesinde, bitki hücre çeperi bileşenlerini enerji ve besin kaynakları olarak kullanma ve böylece bitki biyokütlesini süt, et, yün ve deriye dönüştürmek gibi çok özel bir yeteneğe kavuşmuşlardır. Ruminantın enerji alımının büyük bir kısmı, esas olarak bitki hücresi duvarlarında bulunan yapısal kompleks polisakaritler (selüloz, hemiselülozlar, pektinler) formundadır. Gerçekten de, rumen, bitki hücresi duvarı polisakkaritlerini iyice hidrolize edebilen çok sayıda ve çeşitlendirilmiş bakteri, mantar ve protozoa topluluğunu barındırmaktadır. Etkili parçalanma, bitki dokusuna mikrobiyal yapışma ve bitki hücresi duvarı parçalanmasına iyi adapte olmuş enzim üretici mikroorganizmaların sonucudur. Rumende, bitki hücre çeperi polisakaritlerinin bozunması ve fermentasyonunu sağlayan bu mikroorganizmalar esasen bakteri, protozoa ve mantarlardır. Farklı fibrolitik türler ve hatta suşlar, spesifik substratların parçalanmasında çeşitli derecelerde uzmanlaşmıştır. Genel olarak etkili parçalanma, yemin cinsi ve bu mikroorganizmalar ile diğerleri arasında var olan etkileşimlere bağlıdır.

Kesif Yem Nasıl Güvenle Arttırılır?

Yüksek yem maliyeti açısından değerlendirdiğimizde, canlı maya gibi fermantasyon yardımcıları, kesif yemi arttırmaya ve dolayısıyla pahalı enerji kaynaklarını sınırlandırmayı sağladıkları için değerlidirler. Ek olarak, mevcut yoğun (entansif) hayvancılık uygulamaları, hayvanı metabolik bozukluklara yakalanma riskine sokan, yüksek seviyelerde fermente edilebilir karbonhidratlar gerektirir. Bu anlamda, maya probiyotikleri, sindirim mikrobiyotası zorlandığında, örneğin bir yem geçişi sırasında (sütten kesme, otlatma, kademeli besleme programları) veya stres dönemlerinde (yüksek sıcaklık, taşıma) daha da önem kazanmaktadır. Bu özel koşullarda, yüksek maya dozlarının rumen zorluklarını daha iyi desteklediği görülmektedir.

Mayaların Barsakta İşlevi

Rumeni geçip hayatta kalan probiyotik mayaların bağırsak homeostazı üzerinde önemli etkileri vardır ve bu nedenle bağışıklık sistemini ve hayvan sağlığını olumlu yönde etkiler. Gerçekten de, bazı Saccharomyces suşları, patojen yükünü veya bunların bağırsak patojenleri tarafından üretilen toksinlerin etkilerini rekabetçi dışlanma, hücre bağlanması veya bozunması yoluyla azaltır. Canlı mayaların pH regülasyonu üzerindeki yararlı etkisi ayrıca lipopolisakkarit veya biyojenik aminler gibi enflamatuar moleküllerin salınımını sınırlar ve bazı patojenlerin virülansını artıracak asit direnç mekanizmalarının oluşumunu önler. Rumen ortamının asitleşmesinin düşük pH’da mikotoksin emilimini arttırdığı ve mikrobiyal detoksikasyon mekanizmalarını azalttığı, dolayısıyla probiyotik maya ile rumen pH’ının daha iyi kontrol edilmesinin mikotoksin etkilerinin azaltılmasında yardımcı olacağı bildirilmiştir.